Geleneksel Tarım (Torf ve Arazi) ve Dikey Tarım (Hidroponik Sistem) Uygulamaları ile Yetiştirilen Biberiye (Rosmarinus officinalis L.) Bitkilerinin Verimi ve Verim Bileşenleri Üzerine Etkisinin Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi
Proje Durumu: Devam Ediyor
Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Yasemin ÇELİK ALTUNOĞLU
Proje Kodu: KÜ-İHT/GTÜHIZDES-2024-04
Proje Başlama Tarihi: 17.01.2025
Proje Süresi: 24 Ay
ÖZET
Biberiye dünya genelinde binlerce yıldır yetiştirilen, yüksek ekonomik değere sahip, her daim yeşil olan, tıbbi faydaları, kozmetik amaçlı kullanımı, taze ve kurutulmuş yapraklarının geleneksel Akdeniz mutfağında baharat olarak kullanılması, biberiye yağı/özünün gıda paketleme, aromaterapi ve ilaç tedavisinde kullanımı gibi birçok özelliği ile insanlar tarafından yaygın olarak kullanılan ülkemizde, Akdeniz ve Ege kıyılarında doğal olarak yetişen çalı formunda aromatik bir bitkidir.
Proje kapsamında geleneksel tarım (torf ve arazi) ve dikey tarım (hidroponik sistem) uygulamaları ile yetiştirilen biberiye (Rosmarinus officinalis L.) bitkilerinin verimi ve verim bileşenleri üzerine etkisinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada kullanılacak olan biberiyeler, GTÜ ATAM’a ait olan ve kampüs alanı içerisindeki lokasyona Eylül 2021 tarihinde ekilerek oluşturulmuş olan biberiye tarlasından seçilecek (sağlıklı olmasına dikkat edilerek) tek bir bitkiden (genotipten) alınacaktır. Öncelikle, biberiye bitkileri, Gebze Teknik Üniversitesi, Akıllı Tarım Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne (GTÜ ATAM) ait Dikey Tarım Ünitesi’nde, 22°C ±2°C sıcaklıkta ve kırmızı -mavi LED ışıklar ile sağlanan 2000 lüks ışık yoğunluğunda ve 16/8 h aydınlık/karanlık fotoperiyodu kullanılarak yetiştirilecektir. 2 aylık büyüme sonrası bitkiler hidroponik ortamdan alınacak gövde ve kök boyları, gövde ve kök yaş ve kuru ağırlıkları, kök boğazı çapları, kök uzunluğu ölçülecektir. Çeliklerin alınacağı ana materyalden ve hidroponik tarımda yetiştirilen bitkilerden ekstraksiyon yapılacak ve rosmarinik asit ve karnozik asit miktarları belirlenecektir. Proje kapsamındaki bir sonraki aşama, Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Araştırma Laboratuvarı altyapısında yer alan iklimlendirme kabininde gerçekleştirilecek olup bu kapsamda köklendirilmiş çelikler torf bulunan saksılara dikilecektir. Bitkiler 24 ±2°C sıcaklıkta ve 16/8 ışık-karanlık periyodunda, %50 nem ve 400 μmol m -2 s -1 ışık şiddetinde yetiştirilecektir. 2 aylık büyüme sonrası bitkiler hidroponik ortamdan alınacak gövde ve kök boyları, gövde ve kök yaş ve kuru ağırlıkları, kök boğazı çapları, kök uzunluğu ölçülecektir. Çeliklerin alınacağı ana materyalden ve torfta yetiştirilen bitkilerden ekstraksiyon yapılacak ve rosmarinik asit ve karnozik asit miktarları belirlenecektir. Arazi (doğal Toprak) koşullarında biberiye bitkilerinin yetiştirilmesi ise Gebze Teknik Üniversitesi, Akıllı Tarım Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne (GTÜ ATAM) ait biberiye yetiştirilmesi için ayrılan alanda yapılacaktır. Köklenen çelikler tarlada uygun alana sıra arası 1,5 metre sıra üzeri 80 cm olacak şekilde dikilecektir. Üretim boyunca sıcaklık meteorolojiden günlük olarak takip edilecektir. 2 aylık büyüme sonrası bitkiler hidroponik ortamdan alınacak gövde ve kök boyları, gövde ve kök yaş ve kuru ağırlıkları, kök boğazı çapları, kök uzunluğu ölçülecektir. Çeliklerin alınacağı ana materyalden ve toprakta yetiştirilen bitkilerden ekstraksiyon yapılacak ve rosmarinik asit ve karnozik asit miktarları belirlenecektir. Her yetiştirme ortamı için en az 5 bitki kullanılacak olup, denemeler en az 3 kez tekrar edilecektir. Bitkilerin ekildiği torf ve topraktan ekim öncesi ve 2 aylık büyüme sonrası torf ve toprak örnekleri alınacak ve hizmet alımı ile toprak analizi yaptırılacaktır. Üretim sonrasında hidroponik üretim kabından örnek alınarak içeriği hizmet alımı ile analiz edilecektir. Son aşamada ise üç farklı ortam koşulunda yetiştirilen biberiye bitkilerinden alınan örneklerin metabolom içeriğinin analizi hizmet alımı ile gerçekleştirilip gerekli istatistiksel analizler yapılacaktır. Ekonomik açıdan değerli bir bitki olan biberiye bitkisinin geleneksel tarım ile yetiştirilebileceği bölgeler ülkemizde oldukça sınırlıdır. Dikey tarım bu duruma çözüm sunan ve biberiye tarımının birçok bölgede yaygınlaşması için büyük potansiyel taşıyan bir uygulamadır. Projemiz kapsamında gerçekleştirilecek dikey tarım uygulamaları ile biberiyenin Kastamonu yöresindeki tarım arazilerinde yetiştirilebilmesi ile yöredeki tarım faaliyetlerinin daha etkin yürütülmesi konusunda bir adım atılmış olacaktır. Ayrıca gerçekleştirilecek olan bu çalışma ile dikey tarım konusundaki deneyimlerini arttıracak olan akademisyenlerimiz öncülüğünde Kastamonu ilinde tarımsal üretimde etkisi büyük olan paydaşlarla iş birliği yapılarak yöredeki çiftçilerin bu konuda bilgilendirilmesi amacıyla çeşitli eğitimlerin düzenlenmesi amaçlanmakta olup dikey tarımın yörede aktif olarak uygulanabilmesine öncülük edilmesi hedeflenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Biberiye, geleneksel tarım, dikey tarım, hidroponik sistem, metabolom
ABSTRACT
Rosemary is an evergreen aromatic shrub that has been cultivated worldwide for thousands of years and is highly valued economically. It is widely used by people due to its numerous properties such as medicinal benefits, cosmetic applications, the use of its fresh and dried leaves as a spice in traditional Mediterranean cuisine, and the utilization of rosemary oil/extract in food packaging, aromatherapy, and pharmaceutical treatments. In our country, it naturally grows in shrub form along the Mediterranean and Aegean coasts.
It is aimed to comparatively investigate the effect of traditional farming (peat and field) and vertical farming (hydroponic system) practices on the yield and yield components of rosemary (Rosmarinus officinalis L.) plants. The rosemary plants to be used in the study will be selected from the rosemary field established in September 2021 at a location within the campus belonging to the GTU Smart Agriculture Research and Application Center (ATAM), ensuring that the plants are healthy and from a single genotype.
First, the rosemary plants will be grown in the Vertical Farming Unit of GTU ATAM at a temperature of 22°C ±2°C under red-blue LED lights providing a light intensity of 2000 lux and a photoperiod of 16/8 hours (light/dark). After 2 months of growth, stem and root lengths, stem and root fresh and dry weights, root collar diameters, and root lengths will be measured. Extracts will be prepared from both the main material from which the cuttings were taken and from plants grown in the hydroponic system, and the amounts of rosmarinic acid and carnosic acid will be determined. The next stage of the project will be carried out in the climate-controlled chamber located in the infrastructure of the Genetics and Bioengineering Research Laboratory of the Faculty of Engineering and Architecture at Kastamonu University. In this stage, rooted cuttings will be planted into pots containing peat. The plants will be grown at 24 ±2°C temperature, under a 16/8 light-dark photoperiod, at 50% humidity, and with a light intensity of 400 μmol m-2 s-1. After 2 months of growth, stem and root lengths, stem and root fresh and dry weights, root collar diameters, and root lengths will again be measured. Extracts will be prepared from both the main material from which the cuttings were taken and from plants grown in peat, and the amounts of rosmarinic acid and carnosic acid will be determined. Cultivation of rosemary plants under field (natural soil) conditions will take place in the designated area of GTU ATAM allocated for rosemary production. Rooted cuttings will be planted in rows with 1.5 meters between rows and 80 cm between plants within rows. Temperature will be monitored daily based on meteorological data throughout the production process. After 2 months of growth, stem and root lengths, stem and root fresh and dry weights, root collar diameters, and root lengths will be measured. Extracts will be prepared from both the main material from which the cuttings were taken and from plants grown in soil, and the amounts of rosmarinic acid and carnosic acid will be determined. At least 5 plants will be used for each cultivation environment, and the experiments will be repeated at least 3 times. Soil samples from the peat and soil used for planting will be taken before planting and after 2 months of growth, and soil analysis will be carried out through external service procurement. After production, samples will be taken from the hydroponic solution and analyzed through external service procurement. In the final stage, the metabolomic content of the samples obtained from rosemary plants grown under the three different environmental conditions will be analyzed through external service procurement, and the necessary statistical analyses will be performed. Rosemary is an economically valuable plant, and regions where it can be cultivated through traditional farming in our country are quite limited. Vertical farming offers a solution to this limitation and presents great potential for the widespread cultivation of rosemary in many regions. Through the vertical farming practices to be implemented within the scope of our project, it will be possible to cultivate rosemary in agricultural lands in the Kastamonu region, thus taking a step towards making agricultural activities in the region more efficient. In addition, with this study, our academics, who will increase their experience in vertical farming, aim to organize various training sessions in collaboration with stakeholders that have a significant impact on agricultural production in Kastamonu in order to inform local farmers about this method, ultimately leading the way for the active implementation of vertical farming in the region.
Keywords: Rosemary, traditional farming, vertical farming, hydroponic system, metabolome
BEKLENEN PROJE ÇIKTILARI
(KISA-ORTA-UZUN VADE)
Sürdürülebilir tarım, çevresel kaynakları koruyarak, tarımsal üretimin uzun vadeli devamlılığını sağlayan bir tarım yöntemidir. Bu yaklaşım, hem mevcut hem de gelecekteki nesillerin tarımsal ürünlere erişimini garanti altına almayı amaçlamaktadır. Sürdürülebilir tarım, kimyasal kullanımını azaltarak, doğal kaynakları verimli kullanarak ve biyolojik çeşitliliği artırarak ekosistemlerin dengesini korur. Tarımsal faaliyetlere yeni üretim biçimleriyle farklı bir açı kazandıran dikey tarım, tarımın sürdürülebilirliği ve tarımsal üretimi kırsal alandan kentsel alana taşımayı hedefleyen yeni bir anlayış olarak karşımıza çıkmaktadır. Gıda güvenliğini ve gıda üretimini dünyanın sürekli artan kentsel nüfusuna hitap edecek şekilde şehirlerdeki sürdürülebilirliği sağlamayı amaçlayan dikey tarım uygulamaları, endüstriyel ve bilimsel topluluklarda giderek geniş çapta tartışılan bir konu haline gelmiş ve birçok bitki dikey tarım uygulamaları ile yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda; proje kapsamında gerçekleştirilecek olan dikey tarım uygulaması aracılığıyla yetiştirilen biberiye bitkisi ile sürdürülebilir tarıma katkı sağlayabilecek sonuçlar elde edilmesi hedeflenmektedir. Projemizden elde edilen sonuçlar doğrultusunda, tarımsal faaliyetlerle aktif olarak uğraşan Kastamonu yöresi halkının bilinçlendirilmesi amaçlanmakta ve Kastamonu yöresindeki yenilenebilir kaynaklar kullanılarak dikey tarım uygulamalarına yönelik bir girişim çalışması yapılabileceği öngörülmektedir. Dikey tarım uygulamalarının bölgede başarılı bir şekilde uygulanabilmesi durumunda, ürünlerin dikey tarım sistemlerinden yılda birkaç kez hasat edilebilmesi sayesinde bölge ekonomisine katkı sağlanabilecektir. Ayrıca dikey tarım uygulamalarının bölgenin iklim ve toprak koşullarından bağımsız olmasının, bölgeye yeni mahsül ürünlerinin kazandırılmasında da etkili olacağı düşünülmektedir.
Projeden elde edilecek sonuçlar metabolomik analiz çalışmalarını içeren araştırmalar arasında bir ilk olup proje kapsamında üç farklı ortamın biberiyedeki metabolom içeriğine olan etkisinin karşılaştırılması ile literatüre oldukça faydalı veriler kazandırılacaktır. Çalışmamız kapsamında üç farklı ortamda yetiştilecek olan biberiye bitkileri metabolom profili açısından ayrıntılı olarak incelenecek olup rosmarinik asit ve karnozik asit miktarları açısından üç farklı yetiştirme ortamının biberiyedeki bileşik miktarına etkisi gözlemlenecektir. Bu gözlemler doğrultusunda biberiyenin kimyasal bileşiminin iyileştirilmesine ve kıymetli bileşiklerin miktarının arttırılmasına yönelik optimum yetiştirilme koşulları hakkında kapsamlı ve uygulamalı bir araştırma sonucu literatüre kazandırılacak ve uygulamada kullanımına da öncülük edilebilecektir. Böylece literatüre katkı sağlayarak, projede yer alan araştırmacı ve öğrenciler bu konuda yetiştirilecek ve elde edilen veriler sonucunda nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine yönelik eğitimler verebilme potansiyeli de olacaktır.
Projeden elde edilecek değerli veriler ile biberiyedeki kıymetli bileşiklerin belirlenerek gıda, kozmetik, farmasötik gibi yüzlerce milyar dolar hacminde olan endüstri kollarına hammadde olarak katma değer yaratmasının; hem yerli firmalara yerli hammadde sağlayabilme avantajı hem de hedef pazarların büyüklüğü düşünüldüğünde ihraç potansiyeli açısından proje çıktılarının uzun vadede çok yüksek katma değer yaratması mümkün görünmektedir.
Bu proje kapsamında elde edilen topraksız tarım (hidroponik), torf toprakta (saksı) ve doğal toprak ortamında yetiştirilen biberiye bitkisinde en uygun üretim tekniğinin belirlenmesi durumunda ülkemizde biberiye yetiştiriciliği yapan kişi, sektöre veya fidanlıklara yol gösterici olacaktır. Elde edilen sonuçların ise, konuyla ilgili bilim dünyasının ve biberiye yetiştiricilerinin ilgisini çekecek bir nitelik taşımaktadır.
Dikey tarımın başarılı bir şekilde uygulanabilmesi ile günümüzün başlıca sorunlarından olan iklim değişikliği ve su kıtlığı gibi dünyadaki besin üretimi zincirini etkileyen konulara bir çözüm sunulabilecektir. Bu kapsamda dikey tarım yöntemi ile karbon ayak izi azaltılacak ve verimsiz topraklarda bile tarım yapılarak sürdürülebilir bir üretim sağlanacaktır.
BEKLENEN PROJE ÇIKTILARININ UYGULAMA PLANI
(KISA-ORTA-UZUN VADE)
Biberiye (Rosmarinus officinalis), aromatik özellikleri, tıbbi ve farmasötik faydaları, kozmetik amaçlı kullanımı ve geleneksel Akdeniz mutfağındaki önemli yeri ile binlerce yıldır insanların hayatında yer alan bir bitkidir. Taze ve kurutulmuş yaprakları baharat olarak kullanılırken, biberiye yağı ve özleri gıda paketleme, aromaterapi ve ilaç sanayisinde geniş uygulama alanına sahiptir. İçerdiği biyoaktif bileşikler sayesinde biberiye bitkisinin kök kısımları antidepresan, yaprakları antibakteriyel, anti-inflamatuar, antiromatizmal, antidepresan, antiproliferatif, antioksidan ve antinevraljik, bitkinin toprak üstü kısımları da antinosiseptif ve anti-inflamatuar etkilere sahiptir. Geleneksel tıpta biberiye hafıza bozukluğu, sindirim ve dolaşım hastalıkları tedavisinde, yorgunluk ve zihinsel yorgunluğun azaltılmasında, bakteri ve mantar enfeksiyonlarına karşı koruyucu ajan olarak, saçların hızlı uzaması ve bağışıklık sistemini desteklemek amacıyla yaygın olarak yıllardır kullanılan bir bitkidir. Son yıllarda sürdürülebilir tarım yaklaşımlarının artmasıyla dikey tarım uygulamaları dikkat çekmiş, topraksız kültür (hidroponik sistem) gibi yöntemler geleneksel tarıma alternatif olarak gündeme gelmiştir. Bu proje, biberiyenin hem geleneksel hem de modern tarım yöntemleriyle yetiştirilmesini, metabolom içeriğinin karşılaştırılmasını ve en uygun üretim modelinin belirlenmesini hedeflemektedir. Proje çıktıları kısa, orta ve uzun vadeli planlar çerçevesinde aşağıdaki şekilde yapılandırılmıştır:
Projenin ilk aşaması temel bilimsel analizler ve eğitim faaliyetlerini kapsamaktadır. Bu kapsamda biberiye bitkileri üç farklı koşulda yetiştirilecektir:
1) Toprak kültüründe saksı ortamında,
2) Toprak kültüründe arazi koşullarında,
3) Topraksız kültürde dikey tarım (hidroponik sistem) ortamında.
Bu üç farklı yetiştirme yönteminden elde edilen bitkiler metabolomik analizlere tabi tutulacak ve içerik-miktar yönünden karşılaştırılacaktır. Böylece en yüksek metabolom içeriğine sahip biberiyenin hangi yetiştirme yöntemi ile elde edildiği belirlenecektir. Bu sonuç hem akademik hem de ticari açıdan yol gösterici olacaktır. Ayrıca, proje kapsamında Kastamonu bölgesinde tarımla uğraşan üreticiler için bilgilendirme toplantıları ve dikey tarım farkındalık eğitimleri düzenlenecektir. Bu kısa vadeli hedefler, projenin bilimsel temelini oluştururken, üreticilerin yeni teknolojilere adaptasyonunu da kolaylaştıracaktır.
İlk aşamadan elde edilen veriler ışığında, dikey tarım uygulamalarının optimizasyonu yapılacaktır. Bu optimizasyon, bitkinin metabolit içeriğini artıran faktörlerin belirlenmesi, ışık, besin çözeltisi ve sulama parametrelerinin düzenlenmesi gibi teknik geliştirmeleri içerecektir. Orta vadede, geleneksel tıp, farmasötik ve kozmetik endüstrilerine yılın her döneminde taze ve kaliteli biberiye hammaddesi sağlanması hedeflenmektedir.
Projenin uzun vadeli hedefi, dikey tarımın Kastamonu ve benzeri bölgelerde yaygınlaştırılmasıdır. Başarılı sonuçlar elde edilmesi durumunda, tarıma elverişsiz veya sınırlı verim sağlayan araziler dikey tarım yoluyla yeniden üretime kazandırılabilecektir. Bunun yanı sıra, sadece biberiye değil, iklim ve toprak özelliklerine uygun olmayan ancak dikey tarımla yetiştirilebilecek diğer aromatik ve tıbbi bitkilerin de bölgeye kazandırılması hedeflenmektedir. Bu sayede, yöresel ekonomik kalkınma desteklenecek, üreticilere yeni gelir kaynakları oluşturulabilecektir. Uzun vadede bu modelin ulusal ölçekte uygulanabilirliği araştırılacak ve sürdürülebilir tarımın önemli bir parçası haline gelmesi sağlanabilecektir.
PROJENİN BÖLGESEL KALKINMAYA KATKISI
(KISA-ORTA-UZUN VADE)
Proje kapsamında gerçekleştirilecek olan çalışmaların bölgesel kalkınmaya katkıları aşağıda kısaca özetlenmiştir:
1) Biberiye bitkisinin Gebze Teknik Üniversitesi, Akıllı Tarım Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne (GTÜ ATAM) ait biberiye yetiştirilmesi için ayrılan alanda arazi şartlarında toprakta yetiştirilecek olması ile biberiye bitkisinin yetiştirilmesinde Akdeniz ve Ege bölgesi iklim koşulları ve toprak özellikleri dışında hangi koşullarda biberiye bitkisinin optimum verim ile yetiştirilebileceğine dair bir gözlem yapılabilecektir. Akdeniz ve Ege Bölgesi dışında biberiye tarımına yönelik umut vaat edecek olan bu gözlem sonuçları, Kastamonu yöresinde de biberiye tarımına yönelik teşvik edici bir potansiyel taşımaktadır. Biberiyenin Kastamonu yöresindeki tarım arazilerinde yetiştirilebilmesi ile yöredeki tarım faaliyetlerinin daha etkin yürütülmesi konusunda bir adım atılmış olacaktır.
2) Dikey tarım uygulaması, değişken ve elverişsiz hava olaylarına karşılık üretimin kırılganlığının azalması, yıl boyunca tarlaya göre daha sık ve fazla miktarda hasat yapılabilmesi ve hasat sırasında oluşabilecek kayıpların azalması, kullanılmayan bataklık vb. tarıma elverişli olmayan verimsiz toprakların üretime kazandırılabilmesi gibi birçok avantaja sahiptir. Bu avantajların yanı sıra verimli üretim için bilgi birikimi gerekmekte olup henüz yeterli yetişmiş personel bulunmamaktadır. Fakat bununla ilgili sertifikalı eğitimler düzenlenmekte olup çiftçiler hızla bu konuda bilinçlendirilmeye başlanmıştır. Dikey tarım uygulamaları sırasında harcanan enerji, maliyetlerin çok büyük bir kısmını kaplamakta olup dikey tarım yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak yapılırsa hem şirketin maliyetlerini düşüren hem kurumsal karbon ayak izini azaltan bir uygulama olacaktır. Kastamonu yöresi yılın çoğu döneminde bol yağış alan bir bölge olup iklim açısından bazı bitkilerin tarımına elverişsiz olsa da tarımda kullanılabilecek su kaynakları gibi yenilenebilir enerji kaynakları bakımından oldukça zengindir. Ayrıca Kastamonu yöresinde orman arazisi oldukça fazla olup bazı bölgeler tarımsal faaliyetler için kullanılamamaktadır. Bu özellikler göz önüne alındığında yenilenebilir enerji kaynaklarına ve gerekli alana sahip olan Kastamonu yöresi dikey tarım için oldukça elverişlidir. Kastamonu yöresinde dikey tarım uygulamalarının yapılabilmesi için yöre halkının bilinçlendirilmesi de gerekmektedir. Bu kapsamda gerçekleştirilecek olan bu çalışma ile dikey tarım konusundaki deneyimlerini arttıracak olan akademisyenlerimiz öncülüğünde Kastamonu ilinde tarımsal üretimde etkisi büyük olan paydaşlarla iş birliği yapılarak yöredeki çiftçilerin bu konuda bilgilendirilmesi amacıyla çeşitli eğitimlerin düzenlenmesi amaçlanmakta olup dikey tarımın yörede aktif olarak uygulanabilmesine öncülük edilmesi hedeflenmektedir. Dikey tarımın yörede uygulanabilecek potansiyelde olması ve dikey tarım ile yetiştirilen birçok bitkinin yılda birkaç kez hasat edilebilmesi bölge ekonomisinin gelişmesi açısından önemli olup bölgesel kalkınmaya büyük bir katkı sağlayabileceği öngörülmektedir.
3) Bu çalışmada biberiye bitkisinin üç farklı ortamda yetiştirilmesi ve bu ortamlarda yetişen bitkilerdeki metabolit içeriklerinin belirlenmesi, metabolit miktarlarının ölçülmesi ve biberiyenin boy, kök ve sürgün gibi yapılarının uzunluklarının ölçülmesi ile biberiye bitkisinin hangi ortamda ve koşullarda optimum verimle yetiştirilebileceği bilimsel olarak değerlendirilebilecektir. Bu sayede tıbbi amaçlı, gıda sektöründe veya kozmetikte kullanılan kıymetli bileşikler açısından hangi üretim yönteminin daha verimli olduğu belirlenecektir. Böylelikle biberiye tarımının yapıldığı her bölgenin ekonomisine katkı sağlanacaktır.
4) Bu proje önerisi, 5 iş paketinden oluşmakta olup 3 farklı fakülte ve 2 farklı üniversiteden toplamda 12 araştırmacı ile yürütülecektir. Araştırmacılar arasında lisansüstü öğrenciler de yer alacak olup, bahsi geçen araştırma alanlarında ülkemize yeni araştırmacılar kazandırılması hedeflenmektedir. Bu projenin gerçekleştirilebilmesi sonucunda elde edilecek olan veriler hem ekonomik değeri olan hem de yeni araştırmacıların yetiştirilmesi ve bilimsel makale üretilmesine katkılar sağlaması açısından oldukça değerlidir.